Archive: komposizyon

Değerler Eğitimi Merhamet Konulu Komposizyon

Değerler Eğitimi Merhamet

Okulumuz Selçuklu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde Değerler Eğitimi kapsamında düzenlediğimiz Merhametli Olmak konulu komposizyon yarışmasında okul birincisi A12b sınıfından Yakup KAYABAŞI olmuştur. Yazdığı komposizyon ;

Değerler Eğitimi Merhamet

MERHAMETLİLERİN MERHAMETLİSİ

Merhamet kendisine yapılan tüm kötülüklere rağmen karşısındaki kişiye acımak ve onun iyiliğini düşünmektir. Merhamet duygusuna sahip olan insanlar bağışlayıcı ve affedici duygular sergilerler. Hz. Mevlana bir sözünde şefkat ve merhamette güneş gibi ol demiştir. Merhamet duygusu insana anne karnında aşılanan bir duygudur. Merhametli insan Allah-ü Teala katında mertebesi yükselir.

Şüphesiz ki insanların içinde en merhametli kişiler Peygamberlerdir. Peygamberler bile kendilerine yapılan onca kötülüklere rağmen insanlara merhamet göstermiş ve büyük müşrik toplumlarının helak olmalarının önüne geçmiştirler.

Şüphesiz ki Hz. Muhammed (S.A.V) ‘in Taif hadisesi bunlardan bir tanesidir.

Efendimiz çok zor şartlarda Allah’ın kelamını insanlara ulaştırmaktadır; fakat Mekke’nin büyük çoğunluğu iman etmemektedir. Efendimiz kimin iman edip kimin iman etmediğine bakmaksızın ilahi mesajını tebliğ etmektedir. Efendimiz bu olaylar sonucun da, Taif’ e gitmeye karar verir. Yanına yardımcısı olan Hz. Zeyd’i de alarak yola koyulurlar. Çileli bir yolculuğun ardından Taif şehrine ulaşırlar. Efendimiz tek tek tüm evlere dolaşarak Allah’ın mesajını kullarına ulaştırır; fakat onlarda Mekkeli müşrikler gibi inanmazlar ve ona hakaret ederler. Bu olayların sonucunda Peygamber efendimiz ve Hz. Zeyd şehri terk etmek için yola düşerler. Fakat eli kanlı katiller, peygamber efendimizi yolda beklemektedirler. Efendimiz ve Hz. Zeyd tam şehirden çıkarlarken bu kalbi mühürlü ve eli kanlı katiller onlara küfür etmeye ve taşlamaya başlarlar. Efendimiz etrafında ki kalabalığa hüzünle bakar, hepsinin yüzlerinde nefret ve ağızlarında ağır hakaretler vardır. Alemlere rahmet olarak gönderilen Peygamberimiz Allah’ın dinine davet ettiği insanlar tarafından taş yağmuruna tutulmaktadır. Taşlar Peygamber Efendimize ve Hz. Zeyd’ e isabet etmektedir. Hz. Zeyd çaresizlik içinde kıvranmakta ve tek derdi peygamberi korumaktır. Hz. Zeyd müşrik toplumuna yalvararak ne olur peygambere atmayın bana atın diyerek peygamberimize siper olamaya çalışmaktadır.

Lakin taş yağmuru o kadar fazladır ki Peygamber Efendimize ve Hz.Zeyd’ e isabet etmektedir. Hz.Zeyd in asıl canını yakan, vücuduna isabet eden taşlar değil: isabet etmeyenlerdi . Çünkü isabet etmeyen taşlar Allah Resulu’na isabet etmektedir. Efendimiz elini başının arasına alarak kendini korumaya çalışır. Merhametsiz zalimler Peygamberimizin kolundan tutup yerden kaldırarak dalga geçmeye onu tekrar taşlamaya başladılar. Hz Zeyd bu sırada peygamberimizin beddua edeceğini düşünür. ama Peygamber Efendimiz, rahmet peygamberidir. O Taif halkı için endişelenmektedir. Onlar için o mübarek dudaklarından tek bir beddua bile dökülmez. Peygamber efendimiz ve Zeyd şehirden biraz uzaklaştıktan sonra bir üzüm bağına sokulurlar.

Efendimiz ve Hz. Zeyd  yaralarını su ile temizleyip vakit geçirmeden iki rekat namaza dururlar. Tam o sırada Cebrail (a.s) gelir. Cebrail Peygamberimize isterse bir sözüyle dağları Taif halkının üzerine kaldırıp onları helak edebileceğini söyler. Fakat efendimiz beddua yerine dua etmeyi seçer. İşte merhamet budur: kendisine bir insanın yapabileceği en büyük zalimlikleri yapan Taif halkına kıyamaz ve ben onların helak olmalarını değil, onların nesillerinden merhametli insanların gelmesini dilerim diyerek ne kadar merhamet sahibi olduğunu bizlere göstermektedir.

Allah bizlere de Peygamber Efendimiz gibi merhametli olmayı nasip etsin…

Değerler Eğitimi Panoları için hazırladığımız Sayfamızdada Göz atmak isteyebilirsiniz. http://degerleregitimi.jn7.net/

Arama Terimleri:

  • sabır

Web Tasarımında Kompozisyon Elemanları – ÇİZGİ

Web Tasarımında Kompozisyon Elemanları – ÇİZGİ

Tasarım:

Tasarım için bir çok tanımlama yapılabilir.

Genel anlamda düzenleme olarak bakılabilir. Bunu da oldukça karmaşık yöntemlerle yapmak gibi yönelimlerimiz vardır.

Design sözcüğü latince kökenli ‘designare’den türemiştir; anlamı ‘bir şeye işaret etmek’tir.

Wikipedia’da tasarım kelimesine bakarsak : “Tasarım, bir planın, bir nesnenin ya da bir inşaat süreci içinde (mimari çizimler, mühendislik çizimleri, iş süreci vb.) yaratılması. Elizabeth Adams Hurwitz tarafından kısa ve öz olarak, “gerekli olanın araştırılması” şeklinde tanımlanmıştır. Genellikle uygulamalı sanatlar ve görsel sanatlar, mühendislik, mimari, peyzaj ve diğer yaratıcı işler çerçevesinde ele alınır. Hem bir isim hem bir fiil (tasarlamak) olarak kullanılır. Tasarlamak, yeni bir obje veya ürün (makine, mobilya, endüstriyel ürün vb.), mekan ve alan (yapı, peyzaj) için bir plan yaratma ve geliştirme sürecine işaret eder. Tasarı ise hem son plan veya taslak (bir çizim, modelleme vb.); ya da bir plan veya taslağın sonucu (üretilen bir obje, ürün, mekan ve alan) için kullanılır.

Fakat günümüzde tasarımın birçok alanı vardır. Görsel sanatlar içinde en bilinenlerinden grafik tasarımolmak üzere, mimarlık, iç mimarlık, mühendislik, peyzaj tasarımı, endüstriyel tasarım ve moda tasarımını örnek gösterebiliriz.”

Kelimelerin kökenleri anlamında, uzakta olan bir şey işaret edilebilir; resimsel anlamda ‘de-sign’ birden fazla şeyin olduğu ortamda, yalnızca tek bir şeyi işaret edebilir.

Ruhani anlamda ise aklın gözü’ betimlemesiyle; sözcüğün yoğun bir arınmadan geçtiği hissedilir.

Tasarlamak sözcüğü ile de; işaretlemek, iz bırakmak, not etmek, altını çizmek, damga vurmak, özgün olmak, biricik ve tek olmak, belirginleştirmek, ayrıştırmak anlamları vurgulanır.

Tasarım, iki veya daha fazla objenin birbirileriyle ve içinde bulundukları ortamla ilişkilerini düzenlemek üzerine kurulmuş bir disiplindir.

Tasarım, amaca hizmet eder olmalıdır. Web sayfasını okutmaksa gâyemiz, ziyâretçiyi görsel öğeler ve renklerle boğmaktan kaçınmalıyız. Seyirlik veriler sunuyorsak da uzun metinlere yer vermememiz doğaldır.

Genel yargı olarak, fonksiyonu göz ardı ederek yapılan her estetik tasarım, ilgisiz kalmaya ve kaybolmaya mahkumdur diyebiliriz.

Tasarım Elemanları

Tasarım Elemanları

Çizgi

Tasarımlarımızda çizgilerin sembolize ettiği anlamları bilerek bilinçli bir şekilde kullandığımızda, izleyiciye anlatmak istediğimizi daha doğru bir ifadeyle iletebiliriz. Aslında çizgi gibi tasarım elemanlarının sembolize ettiği anlamlar tamamen insan psikolojisinden kaynaklanan bir iletişimin ifadesidir.

Çizgi düşüncelerimizi kağıt üzerine aktarmamızda en basit en direkt yoldur. Her zaman bir plan veya taslak çizerken, düşüncelerimizi çabuk ve kesin olarak anlatmak isterken kalemimizi kullanırız.

Çizgi görsel bir anlatımda ilk anlatım unsurudur. Kısaca diyebiliriz ki, çizgi grafik olarak hareket halindeki bir noktanın belirli bir yönde eğiliminden doğar.

Odanın içinde etrafımıza bakarsanız, pek çok çeşitli karakterlerde çizgilerle karşılaşabilirsiniz. Objelerin üzerinde güzel, zarif belirli çizgiler görmek mümkündür. Kendimizin veya köpeğimizin tüylerine baktığımızda incecik çizgilerin olduğunu görürüz. Mobilyalarımızda ağaç damarlarının oluşturulduğu çizgileri görebilirsiniz. Pencere kenarlarının oluşturulduğu çizgilerse kalın kuvvetli çizgilerdir.

Daha yumuşak çizgileri aradığınızda perdelerin kıvrımlarında ve giydiğiniz elbiselerde görebilirsiniz.

DEVAMLI ÇİZGİLER

Çizgi soyut bir kavramdır. Çünkü derinlik ve hacim olarak gözlemlenen bir yapıda değildir. Her şey büsbütün tamam yüzeyler olarak görünür. Bü yüzeyler mümtesna olarak çok kalın olabilirler fakat yine de boyut olarak yüzey kazanırlar. Kalın çizgi pratik olarak gözümüzde bile iki boyuttan oluşur.

Bununla birlikte unutulmamalıdır ki çizgi soyut bir kavramdır. Ve iki yüzeyin kesiştiği yerde meydana gelir. Bu bakımdan çizgi sanatçının mantığıyla kullanabileceği malzemedir. Çizginin anlatım olanaklarından hem subjektif hem objektif yollardan faydalanmak mümkündür. Objektif olarak, ölçüm, teknik resim ve projelerde çizgilerden yararlanırız. Subjektif yönde anlatımlarda ise sınırsız imkanlara sahip oluruz.

Sanat dilinde çizgi basitleştirme, yerine göre sadeleştirme veya soyutlaştırma sonucudur. Doğada, ancak biçimlere, yüzeylere rastlarız. Yüzeylerin bittiği yerler veya yüzeylerin birbirleriyle ilişkili olduğu kenarlar çizgi etkisi yaparlar. Nesnenin nasıl göründüğünü tespit ederken, bütünü görme alışkanlığımızı asıl temel elemanlarına indirgeriz. Bu nesneyi algılamaya yarayan görme usullerinden birini adeta içgüdümüzle yalınlaştırarak geliştirir. Bu nesneyi algılamamız da ilk adım çoğu zaman onun biçimini belirleyen kenar çizgilerinin algılanmasıdır. Bir nesnenin kendi çizgilerini tespit ederken bu çizgilerin o nesnede gerçekten mevcut olup olmadığını biliriz.

Görme alışkanlğını geliştirme yollarından biri de nesnelere: onları biçimlendiren temel yönler açısından bakmaktır. Ayakta duran bir figüre yalnız dikey bir çizgi olarak bakar, bir sütun, bir ağacı aynı şekilde tespit ederiz. Çizgiyi bu tarzda tespit ettiğimiz zaman, nasıl ok işareti bizi belli bir yönde harekete zorlayan bir sembolse, nesnelerin de öylece sembolünü yapmış oluruz. Bir nesneyi ana çizgileriyle göstermek, gerçekte birbirinden başka olan öteki nesnelerin aralarında bağıntı kurmaya yarar. Ağaç, sütun, ayakta duran inskan figürü dikey oluşları yüzünden zihnimizde birbiriyle bağlarız.

Düz çizgiler hangi konu, tertip ve kombinezonlarda ele alınırsa anlınsınlar, statik hareketsiz çizgilerdir. Düz çizgilere bakan göz hiçbir dalgalanmaya, kırılmaya, iniş çıkışa katılmadığı için, bir durgunluk, durulma, yerleşim etkisi altında kalır.

Eğer bu düz çizgiler topluluğu dokan derecelik açı prensibinden ayrılır, eğik çizgiler kombinezonları olarak görünürse, statizm duygusu yine kalır ama, bir hareket, bir kıpırdama etkisi doğmuş olur. Tam dikey, tam yatay prensibinden ayrılmış düz çizgiler sağa sola yatmakla hareket kıpırdama duygusuna yol açmış olurlar.

Düz çizgilerin statik etkisine karşılık eğri çizgileri arttıkça dinamizm ve hareket duygusu uyandırırlar. Biçimlerin insan üstünde uyandırdıklarının doğa ile sıkı etkisi, bundan ötürü renkler ile de olduğu gibi çizgiler de anlam etkileri bakımından yeryüzü gösterileri ile sıkı sıkıya ilgilidirler.

Dikey ve yatay çizgilerin durgunluk, durulma yerleşim (istikrar) , eğri helozini çizgilerinde hareke kıpıdanma etkisi uyandırdığı gerçeğini, yalnız çağdaş ressamlarda değil, belki de daha fazla eski ressamlarda görürüz.

Eğri çizgiler dinamizm, hareket duygusu uyandırır. Bir çizgi ne kadar eğilip bükülürse, tıpkı deniz dalgaları gibi o nispette canlılık, kıpırdanma duygusu uyandırır. Herhangi bir geometrik şekil bize doğadan esintiler getirebilir. Spiraller ve yuvarlaklar güneşi bulutları, üçgenler ve dörtgenler kayaları hatırlatabilir. Dikeyler ağaçları, yataylar denizi ve ufukları çağrıştırabilir.

Çizgi kendi etrafından bükülerek bir takım dalgalı yüzeyler yaratabilir. Bütün bu hareketler gözü oyalar. Bu gidiş ritmik bir karakter aldğından çoğu kez göze hoş gelen bir oluşum elde edilir. Eğri karakterli bir çizginin kendine öçgü akcılığı vardır. Buna karşın çigi amni yön değiştirmelerde heyecan, hayret ve tereddüt uyandırır, kararsızlık yaratır.

 




Back to Top