JN7.net

Teknik Öğretmenden Nasıl Mühendis Olur?

Mühendislik Tamamlama

2013 Teknik Öğretmen Mühendislik Tamamlama Programı duyurusu yapıldığından beridir mühendislerin oldukça şiddetli tepkileri oluyor. Tamamen karşı oldujkları Mühendilik Tamamlama programı aslında Teknik Öğretmen için br lütuf değil haktır.

İnternette dolaştığınızda memular.net gibi birçok öğretmenin buluşma noktası forumlarda ekşi sözlük gibi diğer dijital platformlarda Teknik Öğretmenlerin Nasıl kaliteli mühendis olabilecekleri, Teknik öğretmenleri mühendislik hakları olduğuna dair bir çok yazı mevcut. Daha önce Mühendilik Odalarının Mühendislik Tamamlama programı karşıtı yaptığı bildirleri ve gösterileri sizlerle paylaşmıştım. Bu yazımda da Teknik öğretmenlerin söylediklerini paylaşacağım.

Ekişide bir arkadaş  çok güzel anlatmış ;
buradaki bolumler 4 yildir, kimilerinde 1 sene hazirlik vardir. ( benim bolumun egitim dili de ingilizceydi ve turkiye 1.si olsan da daha iyi bir yere gidemiyordun, cunku liseyi okurken devlet bir anda senin elinden bu hakki aliyor).

benim zamanimda ayni universitedeki muhendislik bolumunun puani, bizim bolumun puanindan daha dusuktu; cunku , dedigim gibi turkiye 1. si olsan bile baska bir yere gidemiyorsun, haliyle puanlar dehset yuksekti. yani “adamlar oturarak muhendis oluyorlar yehaaa” diye bir sey yok.

can egrisi yoktur, kimi derslerden sinifin %80 inin kaldigi gorulmustur. gecme notu 50-70 arasinda degisirdi.

muhendislerle neredeyse ayni mufredati ve uzerine egitim dersleri alirlar. toplamda 4 tane staj yaparlar ( muhendisler 2 tane yapiyordu galiba? )

hakkındaki dezenformasyon da bir bitmedi.

o yayınlanan sınav, giriş sınavıdır( ygs sınavındaki sorulardan çok mu farklı ? ) . onu geçebilenler muhendislik fakultelerinde 1 sene eksik dersleri alip, eğitim görmeye hak kazanacaktır, üniversitede gördükleri eğitimi bitirebilecek kapasiteye( hmm, ya da cogu ogrencinin yaptigi gibi kopya cekme kapasitesine mi dense?) sahip olanlar da tamamlama diplomasını alacaklardır.

hayır madem o kadar başarılısınız mesleğinizde, işsiz güçsüz teknik öğretmen mühendis olduğunda yine sizin nitelikleriniz sayesinde işsiz kalacaktır. ne bu çekince?

” ogretmensen ogretmensindir, mühendissen de mühendis. benim mesleğime el atmaya hakkın yok.”

hakkinin olmadigini neye gore soyluyoruz? o zaman muhendis de ogretmen olamasin ( evet, yakin zamanda olmustu ); bankaya giremesin, teknisyenin yaptigi isi yapmasin, muhasebecilerin/pazarlamacilarin yapmasi gereken seyi “satis muhendisi” kisvesi altinda yapmasin, egitimini aldigi seyi yapsin, muhendislik.

bu tamamlama programi ilk defa uygulanmiyor; 1992’den beri yururlukte olan ama iktidarlarin kimi sebeplerle genelde uygulamadiklari bir yonetmelikti. 90’larda bir kereye mahsus sinavi acilip, mezun vermisti yine.

anlamadigim nokta, bu insanlar senin aldigin derslerin aynisini ve hatta fazlasini aliyor; ayni staji yapiyor; ayni ise alim surecinden geciriliyor. sen hala isim elimden gidecek diye yakiniyorsan, bunun suclusu bu tamamlama programi degil, kapitalizm, hayat ya da daha basarili olanin kisitli kaynaga ulasmasidir.

soyle dusunun, lys’de derece yapmaniza ragmen istediginiz bolume giremediginizi ve bunun sebebinin ise siz lise okurken bir anda devletin puanlarinizi kirmasi oldugunu dusunun. ne yaparsınız?

bir de olaya diğer yandan bakmalı / bu fakultelerin eksik yanlari:

bu lise mezunları bu bölümleri seçtiklerinde eşek gibi aobp katsayısı alıyordu 0,5 yerine 0,65 alıyorlardı. mesela, ben matematik mühendisliğine girebiliyordum kendi bölümüm mühendisliğı yerine( eğer eşit katsayı verilseydi). tabi burada bu liseleridekilerin doğru düzgün sayısal/sözel dersi görmediğini de hatırlatmakta fayda var. 1 senede dershanelerde gördüklerinle kazandın kazandın. neyse, konuyu dağıtmayayım. bu katsayı sayesinde, okuldan öğretmenlerce puanı şişirilmiş nice öğrenci de fen edebiyat fakültesine girmesi gerekirken buralara girebilmiştir. bu sözümün geçerliliği puanı düşük üniversitelerdeki bölümlere gittikçe daha da artmaktadır. universiteye hazirlik zamani kahvelere gidip, okuldan gelen puanla bir yeri kazananlar da vardir.

fakultelerdeki teknik dersler ezber temellidir; sinav sorulari genelde gecmis senelerin sinav sorularindan ibarettir, onceki senelerin sorularin cozebilenler( gerci bu da kolay bir is degil), sinavi buyuk ihtimalle gecerler. ogretim gorevlileri cok cok cooooooooooooook kalitesizdir, dogru duzgun paper yazabilen zaten bu fakultelerde kalmaz. ogretim gorevlilerinin genel profili:

– ders anlatirken, arada bir dini tebligde de bulunmaktan geri kalmazlar. muhtemelen, populer bilim dergisinde gordugu swarm intelligence olayindan bahseden profesor, “bakin bilim bile dogadan esinleniyor; demek ki yaradan oyle kudretli, oyle ustun ki, bilim adamlari bile onun yaptiklarini taklit etmeye calisiyor” tadinda dersi anlatiyordu. baska birisi ise, plc de by-pass diye bilinen bir anahtari anlatacak iken “bakin, biz insanlarda da by-pass yapiliyor ve bunun icin bacaktan bir doku alinip, kalbe naklediliyor; yani allah bunu bile bizim icin dusunmus” diye tebligini eksik etmiyordu.
– oruc tutmayani yoktu galiba; varsa da ben bilmiyordum.
– matematikleri ezberden ibarettir. bir profesore, neden logaritmik tabanda islem yaptigimizi sordugumda, aldigim yanit “euuueee, muhendislikte islemler logaritmik tabanda yapilir” idi. ben buradan kendisine yanit vereyim, belki hala ogrenememistir; islemlerin logaritmik tabanda yapilmasinin sebebi, hem alude yapilan islemleri azaltmaktir; hem de overflow/underflow ‘un onune gecmektir.
– baska bir enstantane, 4. sinifta guc elektronigi dersinde, kac senelik ogretim gorevlisi; guc->enerji arasindaki donusumu anlatmak icin integral aliyor ve integraldeki dx’i koymayi unutuyor, koca siniftan sadece ben bunu dile getirdim ama o ogrendikleri formullerin nasil ortaya ciktigini bilmeyen de neyin yanlis oldugunu farkedemedi, ogretim gorevlisini desteklercesine. o integrale dx koydurtamadan da o sikko ders sona ermisti. ( kac yildir bu olayi anlatamadim diye icimde kalmisti, o hoca ve ogrencilere buradan selam etmiyorum, beter olun )
– asistanliga basvuranlar, genelde kimi sebeplerden ogretmen olamayan ( kontenjan olmamasi, kpss yi kazanamamasi vs.) mezunlardan olusur. dolayisiyla, yetersiz egitim almis ogrenciler, yetersiz nitelikteki ogretim gorevlilerinin yetismesine yol acarak, kalitesizligini koruyordu. ki 1 ayi birlikte gecirmek zorunda kaldigim bir asistanin da, paper yazarken neler yaptigini da cok iyi biliyorum. ( anlatip basimi derde sokmayayim )

-ogrenci profili de ogretim gorevlilerinin profilinden pek farkli degildir; gerek sosyoekonomik, gerek yasam gorusleri sebepleriyle, muhendislik fakultesi ogrencileriyle aralarinda daglar kadar fark vardir. kiz arkadasiniz oldugunda baska bir dunyadanmissiniz gibi dislanabilirsiniz. elinizde, ders kitabi disinda bir kitap tasimaniz bile dalga gecilmeniz icin yeterlidir. cogunun amaci, devlete bir sekilde kapagi atip, hayatlarini kurtarabilmektir.

yukarida da dedigim gibi, bu tarz bir insan piyasada size rakip olsa ne olur olmasa ne olur? diger yandan, yildiz teknik elektronik muhendisligi mezunu, itu’de yuksek lisans yapmis bir arkadasin da is bulamayip, kutuphaneci oldugunu da biliyorum. yani, muhendislik matematigi sektorde pek talep edilen bir sey olmayabilir(kimi bolumler icin); haliyle, bu fakulteden mezun olanlarin bu eksiklikleri, argeden ziyade alis/satis/integrasyon temelinde donen sektore girmelerine de engel teskil etmiyor .

tekrar etmekte fayda var, bu duzenleme 1992 den beri var ve en az bir kez de tef lilerin muhendis olmasini sagladi. yani, olaya nesnel yaklasirsak, “ben o kadar emek sarfettim muhendis olmak icin”, diyen birisine “o zaman biraz da bu duzenlemenin varligindan haberdar olmak icin harcayabilirdin” denilebilir. bu fakulteyi bu yasa icin birisinin secmedigini nereden bilecegiz? ayrica, bu duzenleme 28 subatin telafisi olmamali, madem boyle bir yasa 1992 den beri var, her yil bu uygulanmali, halk bilgilendirilmeli ve muhendis olmak isteyenler bu yolu izlemeliydi. 28 subat yuzunden magdur olan 2003 oncesi mezunlara ise o zaman aldiklari not, katsayi kirilmasina ugramadan iade edilip, yeniden bolum secme yapma hakki verilmeliydi.

bu da son yorumum: siktir edin, buna takılıp kalmayın. çünkü cok yakin zamanda üniversite giriş sınavları kaldirilacak. isteyen istedigi bolumu okuyup, nitelikliyse o meslegi icra edebilecek; diplomanın değeri azalıp, niteliğinin değeri artacak ve boyle de oluyor zaten. amerika’da bu dönüşüm mooc lar sayesinde çok daha hızlı oluyor. dolayısıyla, şu başlıkta attığınız taş, ürküttüğünüz kurbağaya değmeyecek. bence doğrusu da bu, bakın ssg’ye adam üniversite mezunu değil ama sözlüğün sahibi, çünkü diploması yok ama cakalligi var.*

Sınav komisyonunun üyesi olan Sakarya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Muzaffer Elmas, konu hakkında şu bilgileri verdi:

“Türkiye’de 1992 yılında çıkarılan bir kanunla, çeşitli meslek gruplarındakilerin farklı mesleklerde unvan alabilmeleri için bir sınava girmeleri ve bu konuda da 2 yarıyıl ders alarak mühendis olabilmeleri için bir kanun çıktı. Sonra YÖK bu konuda bir yönetmelik hazırladı. Bu yönetmeliğe göre de teknik eğitim fakültesi mezunları ÖYSM’nin hazırladığı bir sınava girer, kazananlar da 2 yarıyıl eğitim görerek başarıyla tamamladıkları takdirde mühendis unvanı alırlar. Şimdi bu cümle üzerine çok fazla spekülasyon yapılıyor aslında. Bizler de ben de bu komisyonun içindeyim. Yasa gereği kurulan bir komisyon var. Bu da mühendislik fakültelerinden iki rektör; Sakarya ve Zonguldak rektörü, üç kişi de teknik eğitim fakültesinden kişiler var komisyonda. Komisyonun kurulma şekli de bu şekilde. Bunun özünde 2 taraftan da tepki aldı.

Mühendisler diyor ki; ‘biz o kadar gidip okuyup mühendis oluyoruz. Bunlar nasıl mühendis olur? Sizler de buna alet oluyorsunuz’ diyorlar. Teknik eğitim fakülteleri de diyorlar ki; ‘biz de aynı dersleri gördük. Mühendisliğin derslerinden daha fazla okuduk, biz niye sınava girelim? Sınava girmeden bizi mühendis yapın.’ Biliyorsunuz bu sınavlar oldukça zor ve kolay değil. Her iki taraftan da büyük bir tepki var. Aslında ikisinin de tepkilerinin bireysel olarak sağlam bir zemine dayandığını düşünmüyorum. Teknik eğitim fakültesindeki dersler aynı olsa bile bu derslerin arasında fark var.

Bu farkı düzeltmek için yapılan iş dünyanın her yerinde yapılıyor. Gerçekten düzey farkının gerçekten kapatılıp kapatılmayacağı, mevcut koşullar üzerinde kapatılıp kapatılmayacağı konusunda kafa yorabiliriz. Ama iş buraya gelmiyor. Onlar niye mühendis oluyor biz niye bu kadar okuyup mühendis oluyoruz gibi iş karar tartışmasına geliyor. Konuşmak gerekiyor. Ama bunlar olmuyor. Aslında bu zeminde tartışacağımız zaman işin tartışılacak bir yeri yok. Dünyanın her yerinde insanlar başka bir işte çalışırken farklı bir işe girebiliyor. Yeter ki onun yeterliliklerini sağlasın. Bunun fazla tartışılacağı bir yeri yok. Türkiye’deki sorun bir kişi bir yere girdiğinde hemen mezun olmuş gibi algılanıyor. Halbuki onun yeterliliklerini sağladığı takdirde bunda tartışılacak bir şey yok diye düşünüyorum.”

Türkiye’de teknik eğitim fakültelerinin mezun sayılarının giderek arttığına dikkat çeken Elmas, “20′nin üzerinde fakülte var. Bu okulların mezunları öğretmen olarak istihdam edilmediği zaman, bir çıkış yolu olarak bu fakülteler kapatıldı ve uygun olanlar teknoloji fakülteleri kurularak birimlerde mühendislik mezunları vermeye başladı ama, burada teknik eğitim mezunları kendi durumlarını kanunda da yer alan uygulamalarının yapması konusunda sürekli istekte bulundular.

Kanun da hazır çıkmış durumda. Belki siyasi iradenin, belki akademik çevrenin ortak kararı olarak bu adımın atılması istendi. Bize düşen akademisyen olarak, üniversiteler olarak, YÖK olarak, farkında olan yeterliliklerin kazandırılmasını sağlamak, bunu sağlıklı bir şekilde yapmak ve uygulamanın sağlıklı yapılması. Bunu yaptıktan sonra kişilerin hepsinin yaptığı tartışmanın da önüne geçmenin tek yolu budur diye düşünüyorum” dedi.

Bir önceki yazımız olan Video Sitelerindeki Herşeyi Kaydedin – Dönüştürün - Kullanın başlıklı makalemizde ders, dizi indir ve dizi izle hakkında bilgiler verilmektedir.

One comment

  1. […] Teknik Öğretmenden Nasıl Mühendis Olur? […]

Leave reply

Back to Top