Mühendislik Odaları Mühendislik Tamamlama Sınavına Karşılar

Birçok mühendislik odası 2013 Teknik Öğretmen mühendislik tamamlama sınavına karşı açıklamalarda bulundu. Teknik öğretmenlerin mühendis olmalarına şiddetle karşı çıkan mühendis odalarının en baştaki argümanları hali hazırda bir çok işsiz mühendisin bulunması ve sanki tek sınava girip mühendis olacaklarmış gibi Teknik Öğretmenlere bedava mühendislik yolu açılması.

Daha önceki yorumlarımda da bahsettiğim gibi ülkemizin kaliteli, üretken, işini bilen mühendislere teknik adamlara ihtiyacı var. teknik Öğretmenlerin birçoğu işlerini liseden öğrenerek gelen, sadece teorik değil Pratik olarak ta oldukça donanımlı insanlar. kaldı ki Teknik Eğitim Fakültelerindeki dersler de en az Mühendislik Fakültesindeki dersler kadar ağırdır ve mesleki derslerdir. üniversiteye giriş sınavlarında da birçok Teknik Eğitim bölümü Mühendisliklerden daha fazla puanla öğrenci aldığına göre teknik Eğitim okuyanlar kesinlikle mühendislik okuyanlardan daha az zeki değildir. Bu sebeple mühendislik onlara haktır. Yani kimse kimseye bedava mühendislik vermemektedir.

diğer bir hususta mühendislerin işsiz olmasıdır ki kendini geliştiremeyen, sadece ezberi bilgilerle okuyan kimsenin iş bulabilmesi mucizedir. Kendi kendini geliştiren ve kalitesini belli eden hiçbir mühendis işsiz kalmaz. Hali hazırda birçok kurum kaliteli hem pratik hem de teorik bilgileri ve tecrübesi olan mühendisler aramaktayken evde PC karşısında mühendisler iş bulamıyor demek abes kaçmaktadır.

Mühendislik Odalarının Açıklamaları :

BİLGİSAYAR MÜHENDİSLERİ ODASI

MESLEĞİMİZİ DEĞERSİZLEŞTİRECEK ve İTİBARSIZLAŞTIRACAK OLAN YÖK‘ün YENİ UYGULAMASINI KABUL ETMİYORUZ…

AKP iktidarının, ormanlarımızı, derelerimizi, doğal zenginliklerimizi, tarihi ve kültürel değerlerimizi ranta ve talana açmasına ilişkin uygulamalarına ve özel yaşamın kontrol altına alınması ile ilgili haksız düzenlemelerine karşı yükselen halk muhalefetinin şiddet ile baskı altına alınmaya çalışıldığı şu günlerde, bir yandan da kamu yararı ve bilimsel ölçütler hiçe sayılarak düzenlenen uygulamalar hayata geçirilmeye çalışılıyor.

Bu kapsamda, Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK)‘ ün yaptığı düzenleme ile 07.06.2013 tarihinde ÖSYM resmi web sitesinden “Teknik Öğretmenler İçin Mühendislik Tamamlama Programları” Giriş Sınavı duyurusu yapılmıştır. Yapılan duyuruyla birlikte örnek soru tipleri de verilmiştir. SBS sınavlarındaki sorulardan bile daha basit olarak nitelendirilebilecek bu sorularla 72 Bin Teknik Eğitim Fakültesi mezununa “mühendis” olma yolu açılacaktır.

Ülkemizdeki mühendislerin %25′i işsizken, kalan kısmı da işsizlik sorunundan dolayı düşük ücretlere ve fazla mesailere mahkum edilirken, bu türlü bir eğitim ve istihdam politikasının akıl, mantık ve bilim ile izahı mümkün değildir. Bilgisayar Mühendisliği meslek disiplini özelinde sorunlarımız çığ gibi büyümüşken bu türlü bir uygulama ile sorunlarımız derinleştirilerek içinden çıkılmaz hale getirilecektir. AKP hükumeti, bu hamle ile bir anlamda 28 Şubat sürecinde meslek lisesi mezunlarının karşı karşıya kaldığı mağduriyetin rövanşını almak ve kapattıkları teknik eğitim fakültesi mezunlarının tepkisini sönümlendirmek istemektedir. Bu rövanş ve popülizm eksenli politikaların bedelini de bu ülkenin mühendislerine daha kötü çalışma koşulları ve düşük ücret olarak ödetecektir.

Bilgisayar Mühendisliği kapsamında bu uygulama, niteliksiz eğitimin yaygınlaştırılarak, mesleğimizin itibarsızlaştıran; akademik kadro ve teknik altyapı eksikliklerine rağmen her kentte üniversite ve her üniversiteye Bilgisayar Mühendisliği Bölümü kurulması uygulamalarından, bilimsel teknolojik ve sosyolojik çerçevesi tanımlı olmayan Uzaktan Eğitim Lisans programları “mühendis” unvanı verilmesi uygulamalarından bağımsız düşünülmemelidir. İktidar bu uygulama ile, on bilerce kişinin sınava girmek için ÖSYM‘ye  başvurması ve tamamına yakınının “Teknik Öğretmenler için Mühendislik Tamamlama Programı” na kabul edilmesi suretiyle gelir elde etmeyi, teknik eğitim fakültesi mezunlarının işsizlik sorununu çözmeyi ve sermaye kesimi için vasıfsız/düşük ücretli bir mühendis ordusu yaratmayı planlamaktadır.

Bilgisayar Mühendisleri Odası, bu uygulamanın olası sonuçları olarak; on binlerce mağduriyet yaratılmadan, mesleki ve teknik felaketler yaşanılmadan, mesleki bilimsel ilkeler yok sayılmadan YÖK‘ü bu uygulamadan derhal vazgeçmeye çağırmaktadır.

BİLGİSAYAR MÜHENDİSLERİ ODASI
1. Dönem Yönetim Kurulu
13 Haziran 2013


  

ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI

On binlerce öğrencinin emeği heba ediliyor, teknik öğretmenlere ortaöğretim düzeyinin altında sorularla mühendislik kapısı aralanıyor…  

GEL VATANDAŞ, BEDAVAYA MÜHENDİSLİK BURADA!

Yükseköğretim Kurulu (YÖK), mesleki eğitim ihtiyacını ve teknik öğretmen gerekliliğini hiçe sayarak, öğretmen olarak yetiştirilen teknik insanlara mühendislik unvanı dağıtmaya kalkıyor.

Demokratik taleplerin yurt çapında yükseldiği bir dönemde tüm gözler Gezi Parkı özelinde ülkemizdeki demokrasinin varlığına odaklanmışken; böyle bir ortamda kamu yararını yok sayan uygulamalar gözlerden kaçırılarak hayata geçirilmeye çalışılıyor. İktidar, bir yandan tüm eğitim sistemini özelleştirmeye dönük politikası kapsamında teknik eğitimin değerini de yok sayarak işverenlere bırakmaya hazırlanırken; diğer yandan teknik öğretmenlerin işsizlik sorununu, onlara da mühendis unvanı vererek, mühendislik mesleğine tahvil etmeye kalkıyor.

YÖK, teknik öğretmenlere mühendislik unvanı almalarını sağlayacak sınav duyurusu yaptı. Bu duyuru kapsamında sayılarının 72 bin olduğu söylenen teknik öğretmenlere mühendis unvanı almak için başvuru hakkı veriliyor. EMO‘nun mesleki alanlarıyla ilgili “Bilgisayar ve Kontrol Öğretmenliği, Elektrik Öğretmenliği, Elektronik Öğretmenliği, Elektronik ve Bilgisayar Öğretmenliği, Elektronik ve Haberleşme Öğretmenliği, Enerji Öğretmenliği, Kontrol Öğretmenliği, Telekomünikasyon Öğretmenliği” mezunlarına da mühendislik unvanı verilmesinin yolu açılıyor.

Torba Yasalardan Sonra Torba Sınav Dönemi

Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi‘nin (ÖSYM) 7 Haziran 2013 tarihli “Teknik Öğretmenler İçin Mühendislik Tamamlama Programları Giriş Sınavı  (2013-Mühendislik Tamamlama): Başvuru İşlemleri ve Örnek Sorular” başlıklı duyurusunda örnek sorulara da yer verildi. Bu sorular incelendiğinde, değil mühendislik, değil üniversite sınavları, ortaokul öğrencilerine bile haksızlık edecek kadar basit, seviye belirleme sınavlarının da altında kalacak kolaylıkta sorularla mühendislik unvanının dağıtılacağı görülmektedir. Ayrıca farklı mühendislik disiplinlerine yönelik ayrı sınav yapılmaması, tüm mühendisliklerin aynı “torba sınav” içinde değerlendirilmeye kalkılması da bilimsel açıdan itirazımızı haklı kılan diğer bir nedendir.

Bu duyuru, iktidara yakın gazeteler aracılığıyla konjonktürel olarak da “ideolojik bir çarpıtma” içerisinde 28 Şubat rövanşı olarak sunulmaktadır. Meslek liselerine yönelik üniversite sınavlarına giriş konusundaki kısıtlama ayrı bir konu olmakla birlikte; şimdi 28 Şubat mağduriyetinin giderilmesi olarak sunulan sınava olanak sağlayan düzenlemenin zaten 1992 yılından beri yürürlükte olduğunu hatırlatmak isteriz. Ancak “28 Şubat‘taki mağduriyeti önlemekten” kastedilen teknik yeterliliği ölçmeyecek basitlikte sorular yöneltilerek, neredeyse tüm teknik öğretmenlere haksız bir şekilde mühendislik unvanı dağıtmaksa; o zaman bilimsel olarak açıklanması mümkün olmayan, EMO‘nun da bilimsel anlamda karşı çıkma nedenini açık eden tam bir “rövanşist” uygulamadan söz etmek mümkündür.

Mevcut koşullarda 1992 yılından beri yürürlükte olan “Teknik Öğretmenler İçin Düzenlenecek Mühendislik Programlarının Uygulama Esas ve Usulleri Yönetmeliği” kapsamında Üniversitelerarası Kurul tarafından ilgili mühendislik fakültelerine hazırlatılan yeterlilik sınavından 100 üzerinden en az 50 alanların puanlarına göre kontenjan dahilinde 2 yarı dönemlik tamamlama mühendislik programına girmeleri öngörülmektedir. Ancak bu sınavları bugüne kadar kazanabilen aday sayısının yüzler basamağıyla sınırlı sayılarla ifade edilirken, bugün ortaokul seviyesinde sorularla 72 bin teknik öğretmene unvan dağıtılmaya kalkılmaktadır. Bu uygulama açıkça eğitimde eşitsizlik ve adaletsizliktir.

“Bedava unvan” dağıtımı uygulaması bilime ve mühendislere, hatta bırakın üniversiteye hazırlanan öğrencileri, SBS‘ye girmiş ortaokul öğrencilerine de büyük bir haksızlıktır. Bu haksızlığı teknik öğretmenlerin içine itildikleri işsizlik sorunuyla kabul edilebilir hale getirmek de mümkün değildir. Ülkemizde işsizlik çok ciddi bir sorundur. Bu sorunu yaratan, teknik eğitim fakültelerini kapatarak teknik öğretmenlerin istihdam alanlarını yok eden siyasal iktidar, teknik öğretmenler nezdinde yarattığı mağduriyeti yeni mağduriyetler yaratarak “sözde çözmeye” kalkmaktadır. Bunu mühendislerin kabul etmesini beklemek; bilimsel ve teknik olarak da, kamu yararı açısından da, çalışanların hakları açısından da akıl dışıdır.

Yine mevcut yönetmeliğe göre 2 yarı dönemi kapsayacak olan tamamlama eğitiminin teknik eğitim fakültelerinde verilmesi gerekmektedir. Ama iktidar ve YÖK bu fakülteleri kapattıklarını sanırız unutmuşlardır. Dolayısıyla ortada bu eğitimi verecek kurum dahi bulunmamaktadır.

Bugüne kadar üniversite mezunlarının “sınıf öğretmeni” olmasına ya da belli bir temel bilim alanında eğitim görmüş olanların kendi dallarında branş öğretmeni olmasına; tamamlayıcı olarak “pedagojik eğitim” görmeleri koşuluyla olanak tanınmıştır. Bu tür uygulamalar bile eleştirilmekle birlikte “öğretmen açığı” nedeniyle kamu nezdinde kabul görmüştür. Ancak ülkemizde mühendislik mesleğinde açık söz konusu değilken böylesi bir uygulamaya başvurulmaktadır. Üstelik işvereninden işadamına, bürokratından uzmanına kadar herkesin ülkenin kalkınması için mesleki eğitimin öneminden söz ettiği bir ortamda mesleki eğitimi yok etmekle kalmayıp, mühendislik mesleğinin de içini boşaltmaya dönük bir uygulama yürürlüğe konulmak istenmektedir. Kaldı ki en son 2009 yılında öğrenci alan teknik eğitim fakültelerinin taban puanları ile mühendislik fakültelerinin taban puanları karşılaştırılırsa da yapılan haksızlığın boyutu açıkça ortaya çıkmaktadır. Hem Elektrik Mühendisliği hem de Elektrik Öğretmenliği bölümleri olan Kocaeli Üniversitesi‘ne üniversite sınavı başarı sıralaması dikkate alınarak bakıldığında; 2009 yılında Elektrik Mühendisliği Bölümü‘ne 46 bin 900, Elektrik Öğretmenliği Bölümü‘ne ise 115 bininci sıradan öğrenci kaydı yapılmıştır. Görüldüğü gibi aynı üniversitenin mühendislik bölümüne, şimdi mühendislik unvanı verilmek istenen teknik öğretmenlerden 2.5 kat daha yukarıda bir başarı sırasıyla öğrenciler girebilmiştir.

Alınan mühendislik tamamlama sınavlarına ilişkin karar tamamen göstermelik olup, YÖK‘ün bu kararını yeni mağduriyetler yaratmadan derhal geri alması gerekmektedir.

ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI
43. DÖNEM YÖNETİM KURULU
12 Haziran 2013


 

İNŞAAT MÜHENDİSLERİ ODASI

TEKNİK ÖĞRETMENLERE MÜHENDİSLİK YOLU AÇILIYOR İŞSİZ MÜHENDİSLER ÇOĞALACAK

19 Nisan 2013 tarihinde toplanan Üniversitelerarası Kurul`dan, Teknik Eğitim Fakültesi mezunlarının mühendis unvanı almasını sağlayacak düzenlemenin uygulanması doğrultusunda görüş çıktı. Konuyla ilgili olarak Üniversitelerarası Kurul`dan çıkan görüş YÖK`te değerlendirilecek ve Teknik Eğitim Fakültesi mezunlarının mühendis olabilmek için hangi fark derslerini alacağı ve tamamlama programlarının ayrıntıları netleşecek. Konu, YÖK Genel Kurulu`na gidecek, uygulamaya ilişkin usul ve esaslar belli olacak.

Şu an YÖK`ten resmi bir açıklama yapılmasa da, 13 Mart 2013`te Teknik Eğitim Fakültesi mezunlarıyla “Başkanla yüz yüze” toplantısında bir araya gelen YÖK Başkanı Gökhan Çetinsaya, “Teknik Öğretmenler için Mühendislik Tamamlama” konusuyla ilgili katılımcıları bilgilendirdi. YÖK Başkanı Çetinsaya toplantıda, konu ile ilgili komisyon çalışmalarının tamamlanmak üzere olduğunu, 19 Nisan`da gerçekleştirilecek olan Üniversitelerarası Kurul toplantısından çıkacak görüş doğrultusunda çalışmaların nihayete erdirileceğini ifade etti.

Hatırlanacağı üzere; 29 Nisan 1992 tarihinde kabul edilen 3795 sayılı “Bazı Lise, Okul ve Fakülte Mezunlarına Unvan Verilmesi Hakkında Kanun”un 3. madde, 1. fıkra, e bendinde, “Teknik öğretmen unvanını kazananlariçin ilgili teknik eğitim fakültelerince düzenlenecek en fazla iki yarı yıl süreli tamamlama programlarını başarıyla bitirenlere dallarında ‘mühendis` unvanı verilir.” denilerek, Teknik Eğitim Fakültesi mezunlarına mühendislik yolu açıldı. Ancak bu zaman zarfında uygulamaya alınmayan Kanun hükümlerinin, bugün uygulanmasını manidar bulduğumuzu belirtmek isteriz.

İnşaat Mühendisleri Odası, 1992 yılında 3795 sayılı Yasa`nın kabul edilmesiyle başlayan, 2010 yılında Teknoloji Fakültelerinin açılmasıyla devam eden ve bugün Teknik Eğitim Fakültesi mezunlarına mühendislik unvanı verilmesi uygulamasıyla görünür hale geçen sürecin bir bütün olarak, inşaat mühendisliği mesleğinin itibarsızlaştırılması, öneminin azaltılması, niteliğini tartışılır hale getirilmesi niyetinin bir başka tezahürü olduğunu düşünmekte ve karşı çıkmaktadır.

Asıl olarak teknik öğretmen yetiştirmek amacıyla kurulan ve müfredatı buna uygun düzenlenen Teknik Eğitim Fakültelerinin, mühendislik eğitimi veren fakültelerle bir ve aynıymış gibi değerlendirilmesi meslek eğitimi felsefesine aykırı olacaktır. Eğitim fakültelerinin nitelik ve amacı farklı, mühendislik fakültelerinin ise çok daha farklıdır.

Mühendislik formasyonu öğretilen formüllerden ibaret değildir. Mühendislik muhakemesi için 4 yıllık eğitim süreci bile yetersiz görülürken, ilave ders alınarak mühendislik unvanı dağıtılması bilimsel gerçekliğe sığmaz ve toplumu kandırmaktan öteye geçmez.

Kaldı ki, inşaat mühendisliği eğitiminin içinde bulunduğu sorunlar kamuoyunun malumudur. Popülist bir yaklaşımla her ile bir üniversite açıldığı ve hemen her üniversitede mühendislik eğitimi verildiği bilinmektedir. Okullarda fiziki ve teknik altyapı eksikliği bulunmaktadır, birkaç fakülte hariç, eğitim, liseden bozma binalarda verilmektedir. Bir öğretim üyesine düşen öğrenci sayısı eğitimin niteliğini düşürecek oranda çoktur. İnşaat mühendisliği eğitimi veren pek çok okulda laboratuar ya yoktur ya da yetersizdir. Uygulamalı eğitim ve araştırmalar için yeterince kaynak ayrılmamaktadır. Mevcut eğitim müfredatı ve uygulaması mühendislik biliminin gerekleriyle, farklı mesleki disiplinlerle etkileşiminin teorik çerçevesiyle, gelişmiş teknolojiyle uyumlu değildir. Ülkemizin gerçek ihtiyaçlarını karşılamaktan uzaktır. Bu şartlarda mezun olan genç mühendislerin mesleki yeterlilikleri ve gelişmişliklerinin tartışmalı olacağı açıktır ki, meslek içi eğitim ağırlıkla ancak Meslek Odalarının olanakları çerçevesinde uygulanabilmektedir.

İstihdam olanakları ile mühendislik fakültelerinin kapasitesi arasında inanılmaz bir uçurum bulunmaktadır. Bunun ne anlama geldiği ise açıktır: Mühendisler arasında işsizlik oranı, dallar arasında farklılıklar arz etse de, ortalama yüzde 25 civarındadır. İşsizlik, düşük ücretler, sağlıksız çalışma koşulları ve güvencesizlik mühendisliğin adeta “kaderi” olmuştur. Mesleki etik ve yetkinlik temel sorunlar arasındadır.

Mühendislik eğitimi ve istihdam olanakları bağlamında gerçek bu iken, bir de Teknik Eğitim Fakültelerinden mezun olanları, iki yarı yıl gibi “hızlandırılmış”eğitime tabi tutarak mühendis ilan etmek teknik hizmetlerin niteliğinin daha da düşmesine neden olacaktır.

Bütün bilimsel ve teknik veriler Teknik Eğitim Fakültelerinde uygulanan programın mühendislik için yeterli olmadığını ortaya koymaktadır. Mühendislik eğitiminin ve mühendislik mesleğinin sorunlarının, teknik öğretmenleri “mühendisleştirerek”, mühendislerin sayısını artırarak çözülmesi mümkün değildir. Bu yolla sorun çözülmeyecek, yeni sorunlar açığa çıkacaktır.

Şu noktaya vurgu yapılmalıdır: Her meslek değerlidir; her mesleğin kendi dinamiği, dengesi ve gelişme seyri bulunmaktadır. Her mesleğin üretim sürecindeki önemi tartışılmazdır. Bu bağlamda, teknik eğitim veren fakültelerin müfredatının kendi mesleki alanının ihtiyacını karşılayacak özellikler içeriyor olması ne kadar doğalsa, mühendislik fakültelerinin müfredatının mühendislik mesleğinin gerek ve ihtiyaçlarını gözeterek hazırlandığı da o oranda gerçektir.

Teknik Eğitim Fakültesi mezunlarının sorunları olduğu bilinmektedir. Ancak bu sorunlar, onları mühendis ilan ederek değil, üretim sürecini yeniden düzenleyerek, ara eleman ya da teknik elemanları hukuki statüye kavuşturarak, üretim sürecindeki önemlerini görünür kılarak aşılabilir.

İnşaat Mühendisleri Odası, YÖK`ü, mühendislik mesleğinin önemini, kendine has özelliklerini ve mesleki-bilimsel esasları gözeten bir yerden, bir kez daha düşünmeye, konu ile ilgili Meslek Odalarının görüş ve yaklaşımlarını almaya, ülke gerçeklerini görmeye çağırmaktadır.

İnşaat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu
26 Nisan 2013


 

MAKİNA MÜHENDİSLERİ ODASI  

MÜHENDİSLİĞE YÖNELİK SİSTEMLİ SALDIRI SÜRÜYOR

YÖK‘ÜN TEKNİK ÖĞRETMENLERİN MÜHENDİS OLMASINI SAĞLAYACAK MEVZUAT DEĞİŞİKLİKLERİ MÜHENDİS İŞSİZLİĞİNİ ARTIRACAKTIR

Günümüzde uygulanan neoliberal politikalar, tüm üretim ve hizmet süreçlerinde temel bir yeri bulunan mühendislik eğitimi ve uygulamalarını sistemli bir şekilde etkilemektedir. Ülkemizde, bilim, teknoloji, araştırma-geliştirme, yenilik, sanayi, tarım, enerji, maden, çevre, imar-yapı ve kent politikalarının dinamik gücü olması gereken mühendislik öğretimi ve uygulamalarında açık bir gerileme yaşanmaktadır. Bu durum, neoliberal dönüşüm ve egemen sermaye birikim süreciyle iç içe bir şekilde üniversiteleri piyasa süreçlerine bağlayarak yeniden biçimlendirmekte, mühendislik hizmetleri ve öğretiminde köklü değişiklikler olmaktadır.

Üretimin ithalata bağımlı fason yapıya dönüştürülmesi, yatırımların gerilemesi, sermaye güçlerinin büyümesinin azami kâr ve ucuz işgücüne dayandırılması süreci, üniversite öğretiminin piyasacı esaslar doğrultusunda düzenlenmesini de beraberinde getirmiştir. Mühendislik eğitim-öğretimi ve uygulamaları bu durumdan etkilenerek farklılaşmış, bilimsel teknik içeriği ile kamusal, toplumsal hizmet niteliğine büyük darbeler indirmiştir.

AKP iktidarı döneminde bu politikaların doruk uygulamaları gerçekleştirilmiş, eğitim-öğretim alanındaki genel yönelim üniversite sayılarındaki hızlı artışı getirmiş ve nitelikli işgücü bir “maliyet” unsuru olarak görülüp daha fazla ucuz emek sömürüsüne maruz kalmıştır.

2003-2013 yılları arasında üniversite sayısı ve meslek disiplinlerimizle ilgili bölüm ve fakülte sayılarındaki olağandışı artış, ucuz işgücünün ve işsizliğin yaygınlaşmasına yol açmaktadır. Son on yıl içinde üniversite sayısı 78‘den 169‘a, Odamıza bağlı meslek disiplinleriyle ilgili bölümü bulunan üniversite sayısı 54‘ten 106‘ya, bölüm sayısı (burslu öğrenim ve ikinci öğretim veren bölümler de bağımsız değerlendirilmek şartıyla) 138‘den 341‘e çıkmıştır. İlgili mühendislik bölümlerinde öğrenim gören öğrenci sayısında da benzer artışlar söz konusudur. Ancak eğitime ayrılan ödenekler, öğretim görevlisi sayısı, üniversite koşulları gibi göstergelerde bir artış yoktur. Üniversite, fakülte ve bölüm sayılarındaki hızlı artış işsiz mühendis sayısını artırmakta, meslektaşlarımızı esnek, güvencesiz ve düşük ücretle çalışma ile meslek dışı alanlarda çalışmaya zorlamaktadır.

AKP döneminde meslek alanlarımızı ve mühendislik öğretimini doğrudan etkileyen birçok düzenleme de yapılmıştır, yapılmaktadır. Örneğin işçi sağlığı ve iş güvenliği alanında, “teknik öğretmen” yetiştiren programlara tabi olanlara ek bir eğitimin ardından mühendislikle eş düzeyde “iş güvenliği uzmanlığı” unvanı verilmesi söz konusudur. Aynı şekilde, Yapı Denetimi Yasasında yapılmak istenen son değişiklikler arasında, şantiye şefi mimar ya da mühendislerin yardımcısı olarak görev yapması gereken tekniker, teknisyen ve teknik öğretmenlere “şantiye şefliği” hakkı tanınması ve teknik elemanların mimarlık, mühendislik projeleri hazırlamalarına olanak sağlanması da bulunmaktadır.

Mesleğimiz değersizleştirilip niteliği düşürülmek isteniyor

Üniversite öğretimi kapsamında da Teknoloji Fakülteleri ve “uzaktan eğitim” gibi mühendislik öğretiminin temelini aşındıran düzenlemeler söz konusudur. Şimdi ise teknik öğretmenlere “mühendis” unvanı verilmesi hazırlıklarıyapılmaktadır. Üstelik bu adımlar, kamuoyuna, “reform/iyileştirme”, “işsizliğe çözüm” diye sunulmaktadır. Oysa yükseköğretime yönelik alınan kararlarda plansızlık, mühendislik eğitimi düzeyinin düşmesi, ucuz işgücü kaynağı yaratılması karakteristik bir durum arz etmektedir. Yükseköğretime ilişkin kararlar, ülke ihtiyacına yönelik ve bir planlama dâhilinde değildir. Mühendis, mimar, şehir plancılarının % 25‘inin işsiz ya da meslek dışı işlerde çalıştığı ülkemizin bir gerçeğidir. Odamızın kapsadığı mühendislik disiplinlerinden her yıl yaklaşık 20 binin üzerinde yeni mühendisin mezun olduğu gerçeğine ek olarak, Teknoloji Fakülteleri kurulmasına yönelik alınan karar sonucunda da 4-5 yıl sonra her yıl 35 bin civarında yeni mezun olacaktır. Şimdi de YÖK‘ün 80 bin civarındaki teknik öğretmenin mühendis unvanı almasına olanak sağlayacak hazırlıkları söz konusudur. Bu durum, yatırım ve nitelikli işgücü istihdamı zaten zayıf olan mühendislik sanayilerinde oluşacak kaosun, yakın ve orta vadede artacak olan mühendis işsizliğinin, mühendislik uygulamalarındaki niteliksel düşüşün ve bunların sonucu oluşacak yanlış uygulamaların habercisi niteliğindedir.

Bilimsel, teknik ve akademik göstergeler, mesleki ve teknik eğitim fakültelerinde uygulanan programın, mühendislik unvanı elde için yeterli olmadığını ortaya koymaktadır. Teknik öğretmen yetiştiren fakültelerin adlarını değiştirerek mühendis yetiştirmek olanaklı olmayacağı gibi teknik öğretmenlerin unvanlarının değiştirilmesiyle de mühendis olunamayağıaçıktır.

Mühendislik mesleği, özel bir eğitimi gerektirir ve tasarım, plan ve program gibi temel unsurlar aracılığıyla üretim ile hizmet sürecinin bütününe yöneliktir. Teknik öğretmenlik ise tasarım, plan ve program boyutlarını içermez ve üretim veya hizmet sürecinin belirli an veya parçaları üzerinde yoğunlaşır. Kısaca mühendislik ile teknik öğretmenlik formasyonları, üretim sürecinin bütününde birlikte iş yapmakla birlikte farklı öğretim programlarına sahiptir.

YÖK‘ü ve siyasi iktidarı uyarıyoruz

Mühendislik öğrencileri, öğrenci üyelerimiz ve meslek örgütlerinin seslerine kulak verin!

Plansız bir şekilde çok sayıda donanımsız üniversite, fakülte açmak, çok sayıda niteliksiz mühendis yetiştirmek ve teknik öğretmenlere mühendis unvanı verilmesine yönelik uygulama, karar ve hazırlıklardan vazgeçilmeli, mühendislik, mimarlık, şehir plancılığı öğretiminin planlamasında TMMOB ve bağlı Odaları mutlaka yer almalıdır.

Ercüment Ş. Çervatoğlu
TMMOB Makina Mühendisleri Odası
Yönetim Kurulu Sekreteri
30 Mayıs 2013


METALURJİ MÜHENDİSLERİ ODASI

YÖK MÜHENDİSLİK DAĞITIYOR !

Siyasal iktidar 10 yıldır toplumu kendi inanç ve anlayışları doğrultusunda yeniden dizayn etme çabalarına bir yenisini ekliyor. Ülkemizde sürekli olarak nitelikli ara eleman ihtiyacına vurgu yapılırken; bir yandan bunları yetiştirecek teknik öğretmenlerin yetiştiği teknik eğitim fakülteleri kapatıyor, bir yandan da teknik öğretmenlere toptan mühendis diploması vermek istiyor.

Bilim, teknoloji, araştırma-geliştirmede yaşanan hızlı gelişimin aksine, toplumsal gelişimin dinamik gücü olan mühendislik öğretimi ve uygulamalarında zaten açık bir gerileme yaşanmaktadır. Üniversiteler hızla çoğalırken hem düzey düşmekte hem de piyasaya endekslenerek mühendislik hizmetleri ve öğretimi ticarileşmektedir. Mühendislik eğitim-öğretimi ve uygulamalarının bilimsel teknik içeriği ile kamusal, toplumsal hizmet niteliğine büyük darbeler indirilmiştir.

Son on yılda altyapı ve akademisyen eksikliğine bakılmaksızın açılan üniversitelere gençleri doldurarak işsizlik rakamlarını sözde düşürenler, mühendis sayısını da artırarak nitelikli işgücünü ucuz emek sömürüsüne maruz bırakmaktadır.

Şimdi de mesleki disiplinlerini birbiriyle çıkar çatışmasına sokarak emek güçlerinin parçalamaya çalışmaktalar.

Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) aldığı kararı web sitesinde “Teknik Öğretmenler için Mühendislik Tamamlama Programı Başlıyor” şeklinde duyurmuştur. ÖSYM web sitesinde de “Teknik Öğretmenler İçin Mühendislik Tamamlama Programları Giriş Sınavı (2013-Mühendislik Tamamlama): Başvuru İşlemleri ve Örnek Sorular” başlığı ile bir duyuru yapılmıştır. Bu duyurunun altında da örnek soru tipleri verilmiştir. Bu duyuruya göre, 21 Temmuz 2013 tarihinde yapılacak sınavla bugün sayıları 72 bini bulan teknik öğretmenler, ortaokul öğrencilerinin girdiği seviye belirleme sınavlarının da altında kalan basitlikte sorulara yanıt verdiklerinde mühendislik tamamlama programlarına alınacaklardır.

Ülkemizde 1992 yılından bu yana yürürlükte olan yönetmelik kullanılarak “hukukun arkasından dolanılmakta” bugüne dek mühendis unvanını kazanmak için ilgili teknik eğitim fakültelerince düzenlenen programa başvurup kazananların sayısı çok az iken, bu sınavlarda başarılı olamayanların da içinde bulunduğu 72 bin kişiye bugün toptan mühendislik unvanı verilmesi planlanmaktadır.

Bu uygulama doğrultusunda meslek alanımızla ilgili olarak; döküm öğretmenleri, kalıpçılık öğretmenleri ve metal öğretmenleri iki yarı yıl tamamlama eğitimi alarak metalurji ve malzeme mühendisi olabileceklerdir.

Bu “bedava unvan” dağıtımı uygulaması bilime aykırılığının yanı sıra; bırakınız ülkemizdeki mühendisleri, mühendislik fakültelerine girmeye hazırlanan öğrencilere yapılmış büyük bir haksızlıktır.

YÖK teknik eğitim fakültelerini kapatıp, teknik öğretmenleri işsiz bırakınca, sorunun çözümünü teknik öğretmenlere “mühendis” unvanı vermekte bulmuştur. Ülkemizde mühendislerin yüzde 25‘i açık işsizken ve gençler mühendislik fakültelerine girmek için insanüstü çaba gösterirken, 72 bin kişiye mühendislik unvanı nasıl verilebilir? Bunu mühendislerin, mühendislik fakültelerinin ve mühendislik fakültelerine girme çabası içinde olan öğrencilerin içlerine sindirmesi mümkün değildir.

Bilimsel, teknik ve akademik göstergeler, mesleki ve teknik eğitim fakültelerinde uygulanan programın, mühendislik unvanı elde için yeterli olmadığını ortaya koymaktadır. Teknik öğretmen yetiştiren fakültelerin adlarını değiştirerek mühendis yetiştirmek olanaklı olmayacağı gibi teknik öğretmenlerin unvanlarının değiştirilmesiyle de mühendis olunamayacağı açıktır.

TMMOB ve ilgili odalar önümüzdeki haftadan itibaren konu ile ilgili geniş bir kampanya başlatacaklardır. Tüm meslektaşlarımızın mesleğine sahip çıkmasını bekliyoruz.

YÖK bu kararını ivedilikle geri almalıdır.

TMMOB METALURJİ MÜHENDİSLERİ ODASI
YÖNETİM KURULU
13 Haziran 2013

Bir önceki yazımız olan Video Sitelerindeki Herşeyi Kaydedin – Dönüştürün - Kullanın başlıklı makalemizde ders, dizi indir ve dizi izle hakkında bilgiler verilmektedir.

12 thoughts on “Mühendislik Odaları Mühendislik Tamamlama Sınavına Karşılar

  1. Teknik öğretmenler 2 yarıyıl eğitimle mühendis olmak istemiyorlar… 4 yıl ( 8 yarıyıl) lise eğitimi 4 yıl ( 8 yarıyıl) Teknik eğitim fakültesi, sınavı kazanır ve yerleştirilirse 2 yarıyıl mühendislik tamamlama eğitimi ile mühendis olmak istiyorlar.. TEF sinin diploması onlara havadan verilmedi. Mesleki yeterlilikleri olduktan sonra neden mühendis olamasınlar. Sizler Mesleki yeterlilik sınavını kabul ediyor musunuz. Buyrun hep birlikte girelim mesleki yeterlilik sınavına…

  2. Sekan arkadasimiza katiliyorum, ve sunu unutmayalimki Muhendis arkadaslarimiza yine egitimini verenler ogretmenlerdir. Tabiki ogretimimiz boyunca ayni dersleri gormedik . Zaten fark dersleri verince ogretmenler muhendis olacaklar. On sinavi giripte hemen muhendislik diplomasini kimse vermiyor. Hele hele yukarida odalarin baslarindaki temsilcilerin yazdiklarina bakinca insan nasil muhendis olduklarini biraz dusunmesi lazim… Serkan arkadisimida ayrica katiliyorum…. Saygilarimla

    1. Hepiniz bir avuç işsiz mühendis olamamanın ezikliğini yaşamış dayısı olan bir teflinin hak hukuk dinlemeden becerdiği bir organizasyon sonucu çapınızı ölçen bir sınavla bedava ünvan alıyorsunuz. Bu eziklikle bir ömür boyu yaşayın :)

  3. Mühendisler odasına soruyorum; O elinizdeki diplomayı öğretmenler vermedi mi? Kaldı ki çok övündüğünüz mühendisleriniz bu ülkeye hangi yaratıcı zekayı kullanarak icatlar yapmıştır, buluşlar yapmıştır? Komiksiniz yemin ediyorum. :)

  4. Valla türkiye gerçeği Mesleğim açısından elektrik mühendislerine hitaben yazıyorum . 45000 ci sırada olan arkadaşım neden özel üniversitelere bakmıyosun asıl siz peynir ekmek gibi mühendislik diploması alıyosunuz bir aldığını bırakın 3 faz ve nötr ü birbirinden ayıramıyan arkadaşlarınız var aranızda yani bu yorumlarla çok gülünç durumlara düşmeyin lütfen bu bir kanuni, haktır ve senelerdir uygulanmaması hakkımıza resmen kasıttır. siz bir imza ile para alırken teknik öğretmen bütün bir işi kendi aklı ve becerisi ile bu diplomasını almış ve yaptığı işlerdeki başarısıda buna kanıtttır…Biz teknik öğretmen olarak bu işin hem pratiğinden hemde lise düzeyive üniversite düzeyinden gelmekteyiz asıl hak olan varsa mühendislik hakkı düz lise mezununun değil meslek lisesi meznunun hakkıdır saygılar iyi çalışmalar herkese…
    Not: mühendis arkadaşlar bırakın bizde alalım diplomamızı iyi olan piyasada kazansın ..

    1. sizin kafa yapısıyla bu işi 15 yıldır yapan her adama mühendis diploması versinler yanarım da bu mantıkdaki adamlarla aynı mesleği yapcaz öyle mi kome yani :) seneye tıp okuyorum böylerlikle farkımız belli olsun sizin kalibrenizdeki kaç adam tıpı kazanabiliyorsa da beklerim gelin beraber okuyalım :)

  5. Mühendis arkadaşlara bir kaç sorum olacak birincisi öss de barajı geçip de parayı basıp özel üniv. okuyarak mühendis olan kişilere neden itiraz edilmedi bu hakmıdır. ikincisi mesleki olarak her alanda teknik öğretmenden üstünüm diyebilirmisin, üçüncüsü bu diploma insana iş veriyosa ekmek kapısı açıyosa bu kadar mezun işsiz neden var.vs vs. gider böyle binlerce teknik öğretmen piyasada kendini kanıtlamıştır mühendis arkadaş, mühendisin içindende mesleğine hakim olamayan çıkar öğretmenden de fakat şunu söyleye bilirim ki teknik öğretmenler pratikte mühendislerden kat kat üstündür. Bunu çalışma ortamımızda da görüyoruz. bir mühendis bir öğretmene iş hakkında danışıyorsa bu bunu gösterir. bir mühendiste bir öğretmenden teorik de üstündür.(not mesleğine hakim mühendisler. işin özü bu iki grup bir birini tamamlar niteliktedir. fakat mühendisin bir unvanı vardır fakat öğretmenin piyasada bir unvanı yoktur. bütün sıkıntıda budur. ( diploma insana iş vermez arkadaş işi sen istersin azme dersin çalışıp kendini kanıtlarsın ve alırsın.
    sen bunu başaramadık dan sonra prof. olsan ne olur).

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir